Geçen haftasonu Paris'e gitmiştim, ama daha önce anlattığım için bi daha uzun uzun Paris'i yazmıcam. Şöyle bi değinsem yeter :) Bu seferki gidişim Dila'yı Disneyland'a götüren annemlerle buluşmak ve vakit geçirmek içindi, 2 günü onlarla, geride artan vaktimi de BEST kursundan tanıştığım organizatörlerle geçirdim. BESTin nelere kadir olduğunu da görmüş oldum tekrar, bana evlerini açtılar, benimle fellik fellik gezdiler. Hava da güzelken belki Paris'e biraz haksızlık yapmış olabileceğimi farkettim, en turistik olmayan yerleri gezince aslında pekala da yaşanılası gelebiliyo Paris insana. Nitekim Versailles inanılmaz bi yer, sadece orası bile Paris'i affetmeme yetti. Bana noluyosa, Paris orası yani =D Olsun, bu da bi fikir.
Bu haftasonuysa Ryanair'ın bizi gaza getirmesinin ilk ürünü olan Stockholmdeydik. Ryanair sitesine bakarken "Hadi hadi Mayıs'ta Stockholm'e gidelim" şeklindeki Duygu'nun gazları, biletlerin gidiş dönüş 40 euro olması, daha önce hiç ayak basmadığım kuzey ülkelerinden biri olması derken İsveç için yollara düştük. Ve bu geziyi ucuza getirebilmek için her türlü imkandan faydalandık. Bunlar nelerdir efendim: Mitfahren, Ryanair, Couchsurfing ve Bayernticket.
Ryanair'in bu kadar ucuza bilet satabilmesinin en büyük sebebi şehir merkezlerine uzak ufak havaaanlarından uçması, genelde saçma saatlerde uçması ve bu şekilde vergileri düşürmesi. Münih'de yaşayan insanlar için de Ryanair Memmingen havaalanından, yani Münih'e trenle 2 saat mesafede ufak bir şehirden uçuyor. Buraya gitmek için türlü çeşitli yollar var, biz Mitfahren'ı tercih ettik.
Peki Mitfahren nedir? Memmingen'e arabanızla gitmekteyseniz, internetteki Mitfahren sitesine ufak bir ilan veriyosunuz diyosunuz ki "Ben Münih'den şu gün şu saatte Memmingen'e gidiyorum, 3 kişilik yerim var, kişibaşı 5 euro." Sonra biz sizi arıyoruz, "Bizi de götür" diyoruz. Münih'de buluşuyoruz, arabaya doluşuyoruz, hop 1 saati biraz geçen bi sürede sadece Ryanair ve Air Berlin'in kullandığı Memmingen havaalanındayız, 5 eurocuk veriyoruz tıpış tıpış uçağımıza gidiyoruz. Mitfahren Almanya ve Avusturya'da çok yaygın, sadece ülke için değil, insanlar bu şekilde Paris'e, Prag'a falan gidiyolar. İnanılmaz yaratıcı bi buluş kanımca.
Sonra havaalanına geliyoruz. Check-in gibi tüm ıvır zıvırları Ryanair internetten hallettiği için bize sadece kabin bagajımızın büyüklüğünü Ryanair'in oracığa koyuverdiği kutularda kontrol etmek kalıyo, zira 10 kg üstü ve belli boyutları aşarsak check-in'e vermemiz gereken bagaja 15 euro da para ödememiz gerekiyo. İşte Ryanair böyle böyle parayı kırıyo =)) Ama beklediğimden daha az hassas davrandılar, ben baya manyak gibi ölçerler biçerler sanıyodum. Gayet rahat bindik uçağa, sadece herşeyi o çantaya tıkmak zorunda kaldık çünkü tek parça kabin bagajı taşınabiliyo uçakta.
Ryanair uçuşu ise inanılmaz bi tecrübe, herkes yaşamalı. Bi kere terminalden çıkınca uçağa yürüyoruz. Evet, ne tünel var ne bişey, hatta uçakların önündeki tabelalarda nereye gittiği yazıyo, seçip biniyosunuz. Bostancı Deniz Otobüsü İskelesinden tek farkı tabelalarda "Roma" "Barcelona" "Stockholm" falan yazması, onun haricinde aynı sistem. Sonra uçak Looney Tunes'dan fırlamış gibi, rengarenk koltuklar falan. Koltuk numarası da yok, binen oturuyo zaten. Uçuş boyunca koridordan satın alınabilecek şeylerin reklamı geçiyo, ürünlerin açıklaması anonsla yapılırken siz de koridordan geçen ürünlere bakabiliyosunuz. Sallana sallana Almanya'dan İsveç'e gidiyosunuz, bi de uçak indiğinde ufak bi zafer müziği çalıyo, "Tebrikler, Ryanairla bir uçuşu daha zamanında tamamladınız" (ki bence "canlı olarak tamamladınız" diye değiştirilmeli) şeklinde bi anons, ve uçaktan alkışlar kopuyo. Tam bir komedi filmi. Ama çok hızlı kalkış ve iniş yapıyolar, ve genelde hep zamanında. Ne olduğunuzu anlayamadan kalkıp inmiş oluyosunuz. Bence en nihayetinde ödediğimiz fiyatlar için çok çok iyi, şehirlere gidiş gelişle beraber 70 euroya falan Münih-Stockholm gidiş dönüş bi gezi tamamladık Ryanair sağolsun.
Sonrasında Skavsta havalimanında Stockholm'e inme çabası var. Uçuşumuz 20:00de olduğu için, ancak 22:30da havaalanına inebildik. Otobüsümüzü de bulduk ve Stockholm'e doğru 80 dakikalık yolculuk başladı. Central Station'a indikten sonra da Cuma gecesi sabaha kadar çalışan metro sayesinde Couchsurfing evimizi bulduk =)
Couchsurfing ne peki? Çoğunuz biliyosunuzdur, Couchsurfing, öğrenmeye, tanımaya, milletlerarası iletişime açık insanların evlerini, odalarını, mutfaklarını, temelde "couch"larını gezginlere herhangi bir ücret talep etmeden açmaları ya da en olmadı şehrine gelen insanlarla bi kahve içip şehri anlatmayı, o insanları gezdirmeyi kabul etmeleri ve bundan keyif almaları. Yani, o insanın evinde kalıyosunuz, hatta Stockholm'de olduğu gibi size evin anahtarını teslim edip çıkıp gidebiliyolar bile. Ben de ilk Couchsurferımı geçen hafta Münih'te ağırladım, burayı gezmeye gelen bir Türktü kendisi. Tabii ufacık yurt odamda kalacak yer olmadığı için, ve o zaten iş amaçlı gezisinde bir otelde kalmakta olduğu için benden sadece bir kahve ve Erasmus, Avrupa gezilerim ve Münih hakkında güzel bir sohbet talep etti, ben de böylece ilk Couchsurfing deneyimimi bir Türkle paylaşmış oldum.
Stockholm'deki "host"umuz ise Love adında bir İsveçli gençti. Bize stüdyo dairesini ve çift kişilik yatak haline gelen rahat koltuğunu açtı, mutfağında yemek yedik, evinde yine başka bi Alman gezginle kaldık, bize verdiği anahtarla kendi evimiz gibi Stockholm'e yerleştik. Couchsurfing bu sebepten şu saydıklarım içinde en önemli, en saygıdeğer ve en büyük şans olan imkan olabilir gezginler için.
Stockholm'e gidişimiz ve bunu kolaylaştıran tüm etmenleri anlattım. Şehiri de bi sonraki sefere bırakıyorum ki heyecanlı olsun, zaten şu anlattıklarım şehirden daha eğlenceli olabilir muhtemelen :D
merhaba,
YanıtlaSilerasmusum.com'dan ulaştım blog'a. gelecek yıl erasmusla ben de senin gibi münih'e gideceğim. ancak kafamda binlerce soru işareti var ve bunlar cevaplanmadığı için bir hayli de kaygım.
münih'le ilgili, kalacak yer vs sorunları ile ilgili seninle ileşime geçmek isityorum. bilgilerini, tecrübeni benimle paylaşabilir misin ve en önemlisi sana nasıl ulaşabilirim?