22 Nisan 2010 Perşembe

Technische Universität Istanbul

Buraya geleli 1 ay oldu, gezdik tozduk eğlendik oryantasyon falan derken okul açıldı. He çok bişey yaptık mı okul açıldı diye, yapmadık o ayrı. Ama sonuçta bi okul havası, defter kaplayalım, kaç ortalı alsak falan heyecanı yaşamadık değil =D

Pazartesi günkü ilk dersimiz 6 kredilik "Deutsch als Fremdsprache"ydi, yani Almanca dersi. Daha önce internetten yapılan testin sonuçlarına göre bir seviyeye yerleştiriyolar insanı, test biraz saçma ama işte en azından yaklaşık bi seviye sağlıyo sanırım. Zaten belli bir yüzde aralığında kalanlar bir aly veya bir üst seviyeye de gidebiliyolar isterlerse, biraz da insana kalmış bişey.

En başta aldığımız seviye biraz düşük gözüktüyse de (Istanbul Erkek & Alman megalomanyası) sonra dedik ki "Amaan 4 sene oldu unutmuşuzdur olabilir" dedik, tıpış tıpış gittik dersimize. İlk yarım saat hadi idare ettik, tanışmadır odur budur ama sonra ders saçmalamaya başladı. Beynimize hali hazırda kazınmış olan şeyleri yeniden görmek, tabi ki daha yeni gören insanların zorlanmaları sırasında beklemek falan derken baktık olacak gibi değil, testi bi daha çözelim biz dedik. Ve ondan sonra ortaya çıktı ki testte düşük almamızın sebebi gece 3 sularında "amaan nolucak" modunda çözmemizmiş, nitekim yeni çözdüğümüzde 2 seviye daha yukarda çıktık. Baya sevindik tabi, lise megalomanyası da aynen geri döndü =D

Sonraki ders de İTÜ seçmelisi "Biyoteknolojik Uygulamalar" dersiymiş, ama haftaya başlıcakmış böyle bi genişlik bi rahatlık. Zaten uygulamasıyla beraber 2 saat falan sürüyo ders. Ne iştir anlamadım =) Neyse, ilk günümüz böylece bitti. Sonra Salı günü sabahı ITU versiyonu "Kimyasal Teknolojiler" olan "ölüm"ün TU München versiyonu vardı. 1.5 saat yine (şeytani gülücük). Amfi, arka sıradakiler konuşuyo, slaytlar ingilizce, kitap ingilizce, ders Türkçe. Tam bir ITU yani. Ama sınavımız sözlüymüş, hocamız da sağolsun bize İngilizce sözlü yapma onayı verdi, her şey şahaneydi yani. Dersin sonunda hocayı takdir etme seviyesine bağlı olarak şiddeti artan masaya vurma eylemine de hala alışamadım. Alkış gibi bişey, bi tuhaf. Ama her dersin başında o dersin fotokopilerinin renkli şekilde öğrencilere dağıtılması falan gayet hoş tabi =)

Burdaki en önemli noktaysa sadece Kimya bölümünün ve Kimya Mühendisliği öğrencilerinin aldığı bu derste, koca amfide benimle beraber 5 kız falan olması. İşte, demek ki dünyanın farklı yerlerinde erkek/kız oranı konusunda ITÜ'yü aşabilecek, Kimya ve Kimya Mühendisliği'nde bile erkek hegemonyası kurdurabilecek okullar da mevcutmuş dedim, kendi kendime baya eğlendim =))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder